Sona Yolculuk – The Final Station

Deadlight: Director’s Cut oyununda biraz zombi temasına giydirmiş ve bu temanın ne kadar çok kullanıldığından bahsetmiştim. Bir olguyu, ki ilginç ve bir sürü şey çıkabilecek bir olgu , nasıl bu kadar değersizleştirip tekdüzeleştirebilirler diye dert yanmıştım kendimce. Bugün konuğumuz ilk bakışta bir zombi oyunu gibi görünebilir lakin kendisinin alakası yok bunlarla. Bugün son istasyona gidiyoruz sayın okur, kemerlerini bağla çünkü zorlu bir yolculuk olacak.

 

Kemerlerinizi Bağlayın

Son istasyon derken şaka yapıyorum mu sanıyordunuz?

Oyunumuz için sanırım post-apokaliptik tanımı yapılabilir. İnsanoğlunun mücadelesi, hayatta kalma arzusunu güzel bir şekilde veren yapımda oyunun başladığı tarihten önce uzaylılar dünyaya saldırmış ve insanlık bundan çok büyük yaralarla kurtulmuştur. Bildiğimiz şehir kavramı kaybolmuş ve insanlar genel olarak yerin altında veya sığınaklarda yaşamaya başlamıştır. Biz de bu hikayeye sıradan  bir tren makinisti olarak başlıyoruz ancak işlerin karışması çok uzun vakit almıyor. İkinci dalga başlamış ve insanlığın bir kez daha kendini savunması gerekiyordur. Artık tamamen ölüm kalım meselesi olmuş oyunda bizim trenimiz insanlığın son umududur. Bu süreçte gittiğimiz yerlerde bulabilirsek insanları bulmalı – isteğimize bağlı-  ve onları kurtarmalıyız. Bu sırada her istasyonda trenin diğer istasyona gidebilmesi için gereken kodu bulmalı ve treninize geri dönmelisiniz.

Sıkıntılar peşimizi bırakmıyor

Yalnız olay sadece yolcuları bulup onları trene bindirmekle bitmiyor zira bu arkadaşlar acıkabiliyor veya yaralıysa kan kaybedebiliyor ve elinizdeki kaynaklar kısıtlı. Aynı zamanda trenin de düzgün ilerleyebilmesi için bir gözünüzün trende olması ve olası bir sorunda sorunu çözmeniz gerek. Minimal bir hayatta kalma oyunu adeta. Peki tek düşmanımız sadece yolcuların açlığı veya yaraları mı? Tabii ki hayır bir yandan kaynak derdi yaşarken ki mermi bile çok az bulunuyor, bir yandan da uzaylıların “dönüştürdüğü” artık insanlığı kalmamış ziftimsi, gölgemsi canlılara karşı kendimizi savunmak durumunda kalıyoruz.

Tüm bunlar olurken aynı zamanda arkada pişen bir hikaye de var. Evet, oyunun en güçlü yanı bana göre hikayesi değil belki ancak konuşmaları,mektupları, yazışmaları dikkatli takip edenler arka planda dönen trajediyi çok rahat anlayacaktır. Özellikle oyunun sonunda biraz şaşırmadım desem yalan olur, öyle bitmesini beklemiyordum açıkçası o konuda oyun baya sağ gösterip sol vurdu. Renk paleti olarak koyu bir palete sahip olan oyun size o kasvetli ortamı sunmayı başarıyor. Toparlayacak olursam eğer siz de güzel bir post apokaliptik macera yaşamak istiyorsanız bu oyuna bir şans vermenizi öneririm. 4 saat gibi bir sürede bitirebileceğiniz bu oyun size güzel zaman geçirmeyi vaat ediyor, onu söyleyebilirim.

Künye:

Çıkış tarihi: 30 Ağustos 2016
Tür: Bilim kurgu, Aksiyon
Geliştirici: Do My Best Games
Yayıncı: tinyBuild
Platformlar: PC, PS4,Xbox One, Linux, macOS

7.9

Hikaye

7.9/10

Grafik

8.2/10

Müzik

8.0/10

Oynanış

7.5/10

Artıları

  • Atmosfer
  • Arkada yavaşça pişen hikaye(ler)
  • Grafikleri

Eksileri

  • Tekrar hissini çok çabuk yaşatıyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: